Sineğin Faydaları

Sineğin Faydaları

Sinek Larvası

Sinek larvası diyince bir çoğumuzun aklına eminim hijyenin bulunmadığı, mikrop yayabilecek canlılar olarak geliyordur. Ancak sandığımız gibi değil, sinek larvaları dünyada tıp bilim dalında; yaraları iyileştirici, ölü dokuları yokedip derinin eski haline getirmeleri, yaralardaki hastalıklı dokuları iyileştirmelerine kadar bir çok faydaları bulunmaktadır. Aslında sinek larvalarının faydaları saymakla bitmez, özellikle doğada ölmüş bir canlının leşini yiyerek bir çok salgın hastalığın yayılmasını önlüyorlar. Sinek larvalarının oluşması sineğin yumurtalarını ölmüş bir canlının üzerine bırakmasıyla başlar, sinek yumurtalarını bıraktıktan sonra 1-2 gün içersinde bu larvalar oluşmaya başlar ve ölü, leş haline gelmiş eti tamamı bitinceye kadar durmaksızın yerler. Böylece ölü bir canlının leşinden oluşabilecek herhangi bir salgın hastalık tamamen yokolur, nekadar önemli bir olay değilmi? Bu larvaların olta balıkçılığında kullanılmasına gelelim şimdide; bu larvalar hem deniz hemde tatlı balıkçılığında çok iyi birer yem olmaktadır, görüntüsü beyaz, bildiğimiz kurt şeklindedir balıkların hemen ilgisini çeker. Peki bu larvaları nerden bulacağız, nasıl üreteceğiz?; Larva üretmek çok kolaydır, özellikle yaz aylarında sineklerin heryerde çoğalmasıyla larva üretimi dahada kolaylaşmaktadır. Larva üretimi bir yengeçle kolayca yapılmaktadır, avuç içi büyüklüğündeki yengeçi güneşin dik geldiği ve sineklerin görebileceği, kokosunu alabileceği bir yere koyun. Susuz kalan yengeç kısa bir süre sonra ölecek ve hafif koku yaymaya başlayacaktır, bu kokuyu duyan sinekler hemen yengeçin etrafına üşüşür ve yumurtalarını yengecin uygun buldukları bir yere bırakarak ilk adımı tamamlarlar (sineklerin yumurtalarını bırakmaları aynıgün içinde gerçekleşmektedir) yumurtalar bırakıldıktan 1-2 gün sonra larvalar oluşmaya başlar ve yengeçin iç organlarını yemeye başlarlar, ikinci günün sonunda yengeçin kabuğu altındaki etin büyük kısmı biter ve larvalar olgunluklarına erişir, lavaları dışarıdan bakıldığında göremezsiniz larvaları yengeci kaldırdığınızda yada içini açtığınızda görebilirsiniz, o nedenle yengeci bir gazete kağıdı içine koyup veya karanlık bir siyah torbanın içine koymanız daha doğru olur.

Sinek, saniyede 500 kere çırptığı kanatları ve müthiş uçma yeteneği ile bir yaratılış harikasıdır. Onu önemli kılan bir diğer özelliği ise, müthiş komplekslikte binlerce merceği olan gözleridir. Bir sinek, başının sağ ve sol taraflarında 4000'er ayrı bölme bulunan, toplam 8000 bölmeli petek gözlere sahiptir. Bu 8000 bölmenin her birinde, görüntüyü farklı açılardan gören birer mercek vardır. Sinek bir çiçeğe baktığında çiçeğin tüm görüntüsü, sineğin sahip olduğu 8000 ayrı mercekte ayrı ayrı belirir. Sineğin beynine ulaşan bu farklı görüntüler, bir yap-boz oyunundaki parçaların birleşmesi gibi birleşirler. Bu binlerce farklı parçanın birleşmesi sonucunda ise sinek için anlamlı bir çiçek görüntüsü oluşur.

Sinek son derece küçük bir canlıdır. Gözlerinde binlerce mercek bulunması, gördüklerini anlamlı hale getirecek bir beyin sistemine sahip olması olağanüstü bir durumdur. Bizler ancak bu canlıyı incelediğimizde bu bilgiye sahip oluruz. Oysa yeryüzündeki tüm sinekler, yaratıldıkları ilk andan itibaren bu mükemmel yapıya sahiptirler. Çünkü onlar da, yeryüzündeki canlıların tümü gibi, Allah'ın yarattığı birer mucizedirler; araştırıp inceledikçe insanı hayrete düşüren eşsiz yaratılış harikalarıdır.

Sadece birkaç milimetrelik bir alan içine 8000 tane mercek yerleştirebilecek ve bunların her birine görme yeteneği verebilecek bilgi ve teknoloji günümüzde mevcut değildir. Bunların ışığı algılamasını sağlayacak ve bu algıyı mükemmel bir şekilde görülür hale getirecek bir sinir sistemini oluşturmak ise imkansızdır. Üstün bilgi ve tecrübeye rağmen insanın bir benzerini meydana getiremediği bu kusursuz yapının tesadüflerle ortaya çıktığı iddiasının bir inandırıcılığı olabilir mi?

Elbette böyle bir şey mümkün olamaz. Tesadüfler, bu canlının sahip olduğu 8000 mercekten sadece bir tanesini, hatta bu mercekleri oluşturan sayısız hücrenin tek bir proteinini bile oluşturamazlar. Her varlığı mükemmel detaylarla yaratan, küçücük bir sinekte olağanüstü bir donanım var eden ve insanlara bunları anlayıp düşünmeleri için akıl ve vicdan veren, varlıkların tümünü her an gören ve her an gözeten Yüce Allah'tır.

Sineklerin duvarlarda, camlarda hatta tavanlarda baş aşağı bu kadar rahat hareket etmeleri, yer çekimi yasasına meydan okurmuşçasına davranışları hep merak konusu olmuş, bilim insanlarının da dikkatini çekmiştir. Bu arada şunu söyleyelim ki, sinek diye küçümsememek gerekir. Dünyamızda bulunan her canlı organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak, kendi tabiatı ve eko sistemi içinde, insana bir faydası vardır.
Vücutlarının hacimlerine oranla, sinekler ağır sayılmazlar ve onları yere çeken güç pek önemli değildir. Bu güce karşı gelen de, ayaklarındaki kılların ucunda bulunan vantuzlardır. Bu vantuzlar ayrıca yapıştırıcı, yağlı bir madde salgılarlar. Sinekler ayaklarındaki bu yüzlerce vantuz ve salgıları sayesinde her türlü yüzeyde gezinebilirler. Ancak yüzeyin yağ çözücü, örneğin solvent gibi bir madde ile kaplanmamış olması gerekir. Sinekler tavanda yürürken, 6 bacaklarından ikisi hareketlidir. Diğer 4 bacak daima sabit durumdadır.
Karıncalarda ise durum biraz farklıdır. Ortalama bir karıncanın vücudunun hacmine göre ağırlığı, sineğe nazaran daha fazladır. Hatta toprakta yaşayan bazı türleri düz bir zemine bile tırmanamazlar. Evlerimize giren küçük karıncalar, çok hafif olduklarından duvarlarda yürüyebilirler.
Belki böyle şeyler ilginizi çekmiyor olabilir ama, asıl merak edilen konu sineklerin tavanda nasıl yürüyebildiklerinden çok oraya nasıl konduklarıdır. Öyle ya, başı yukarıda, ayakları aşağıda uçan bir sineğin tavana tepetakla konabilmesi için bir yerde takla atması, uçuş konumunu değiştirmesi gerekir, ama nerede, ne zaman ve nasıl?
Uzun süre inanılan teoriye göre, sinekler tam konma anında, yuvarlanan bir varil gibi yandan yarım dönüş yapıyorlardı. Bu teorinin yanlış olduğu, ancak yüksek süratli, saniyede birçok film çekebilen kameralar sayesinde ortaya çıktı ve sineklerin bir sırrı daha açıklığa kavuştu.
Çekilen filmlerden görüldü ki, sinekler tavana konarken yandan değil, sirklerdeki trapezciler gibi geriye yarım ters takla atmaktadırlar. Tavana yaklaşınca, ön ayaklarını başlarının üzerine çekerek ters dönmekte ve tavana önce ön ayakları ile dokunmaktadırlar. Sonra sıra ile diğer ayaklarını da koyarak vücutlarının tavanda tutunmasını sağlamaktadırlar.

Yorum Yaz