Simli Yılbaşı Kartı (Veya Yersiz Bir Yeni Yıl Yazısı)

Simli Yılbaşı Kartı (Veya Yersiz Bir Yeni Yıl Yazısı)


Geçmişe özlem duymadığımı sanıyordum. Ya da en azından bugünde olmak acıtmıyor gibi geliyordu. İçinde bulunduğum zamanla barışıktım, sıkıntıyı yaratan insanlardı. Öyle sanıyordum işte...
İnsan kendisi hakkında bu kadar yanılabilir ancak!
Bir anda kendimi bilgisayar başında simli yılbaşı kartı resmi ararken buldum. Bir tane resim bulabildim sadece. Dokunulabilir değil, o pütürlü his yok...

Resmi görünce İstanbul'daki halama Ankara'daki teyzeme yazdığım kartlar geldi aklıma. Kırtasiyeden büyük bir hevesle aldığım, en güzelini kimselere göndermeye kıyamadığım, kendime sakladığım kartlar... Mektup değil kartpostal muamelesi görmesi için zarfın ağzını kapatmadığım, ucuza gönderdiğim kartlar....

Sonra sobalı bir evde amcalar, yengeler ve çocuklarıyla, portakal, patlamış mısır ve annemin yaptığı yaş pastayla kutlanan yılbaşları geldi gözümün önüne.
Sobanın üstünde yanan portakal kabuğu kokusunu duydum. Gece onikiye kadar uyanık kalınabilen tek günün şımarıklığını... Kuzenlerle birlikte gece yarısına kadar yaramazlık yapma özgürlüğünü... Bolca kola içebilmeyi... Ertesi gün halsizlik, baş ağrısı olmamasını... Sabah yine neşe içinde uyanıp, yeni yılı - aslında zamanın geçmesini - mucize sanma saflığını hatırladım sonra...

En son çok özlediğimi farkettim. Özlememem gerektiği kadar özlediğimi... Mutsuz olacak kadar özlediğimi. Mutsuzluğumu ve bunun, zamanın yıkıcılığıyla olan yakın ilgisini...

Bu yazıyla birlikte dinlenecek : Trans Siberian Orchestra - Carol Of The Bells (veya söylenecek : "eski yıl sona erdi yepyeni bir yıl geldi" )

Yorum Yaz