DEMLİKTE KALAN ÇAYI ATMAYIN Saçınız mat mı? Saçınızı şampuanladıktan sonra son su olarak bir çaydanlık ılık çayla durulayın. Bakın saçlarınız nasıl ışıl ışılıyor. Ayağınız mı kokuyor? Ilık çay dolu bir leğene ayaklarınızı daldırın ve her akşam yatmadan önce 10 dakika tutun. 10 günde koku diye bir şey kalmayacaktır. Boğaz ağrılarında posaları süzüp soğuyan demi gargara olarak kullanılır. Cildiniz çok mu yağlı? Banyodan çıkmadan son su olarak bir çaydanlık çay ile teninizi ovuşturun, balsam vazifesi görün. Derinizdeki yaraların temizlenmesi; çayı, derinizdeki yaraların temizlenmesi ve antibiyotik etki göstermesi için pamukla tatbik ederek kullanabilirsiniz. Eliniz balık, soğan mı kokuyor? Balık ayıkladınız, ellerinizi sabunla yıkadınız ve hala balık kokuyor. Ya da soğan soydunuz, soğan kokuyor. İşte kurtarıcınız yine çay. Elinizi demli çayla yıkayın. Bakın bakalım hiç koku kalmış mı? Gözünüz çapak mı yapıyor? Kaynamış çayı bir tasa koyup buharı gözünüze gelecek biçimde başınızı üstüne koyun. Ya da ılık çaya batırılmış pamuğu gözlerinize ve etrafına tatbik edin. Yemek yerken dilinizi mi ısırdınız? Yine ilacı demlikteki çaydır. Ağzınızı günde üç defa çalkalayın, diliniz dokuz yerine üç günde iyileşecektir. Buzdolabınız koku mu yapıyor? Demlikte kalmış çay posalarını kurutup bir kap içinde buzdolabının orta rafına yerleştirin, kokudan eser kalmayacaktır.
cadılar bayramı
Cadılar Bayramı'nın neden kutlandığını ve nasıl ortaya çıktı.
Sağda solda filmlerde mutlaka hepiniz rastlamışsınızdır;çocuklar değişik kostümler giyerek kapı kapı dolaşır ve 'Şeker ya da oyun!' derler
Aslında bu gelenek Amerika'ya 1840'lı yıllarda gelen İrlandalı göçmenlerden kaynaklanıyor.İrlanda'da da bu geleneğin başlaması ve yayılması milattan önce beşinci yüzyılda İrlanda'nın şirin bir beldesi olan Celtic kasabasında yaz sonunun 31 Ekim olarak kabul edilmesi ve o yıl içinde ölen insanların vücutsuz kalan ruhlarının o gece kendilerine vücut aramak için geri geldikleri düşüncesinin kabul edilmesiyle başlamış.Kasaba halkı bedenlerini bu ruhlara kaptırmamak için o gece evlerini ruhları korkutacak şekilde düzenleyip korkunç kıyafetler giyerek ruhları korkutmaya çalışırlarmış.Sonraki çağlarda ruhpların gezindiği inancının zayıflamasıyla bu bu gelenek şirin bir hal almış ve bu özel gün için kostüm giymek bir çeşit kural halini almış.
Başka bir efsaneye göreyse 31 Ekim gecesi ev ev gezen ruhlar yiyecek arar, naz etmeyip yiyecek veren ev sahiplerine iyi davranır, cimri olanlarına ise eziyet ederlermiş.Zamanla bu inanışın yerini de ilginç kostümler giyerek kapı kapı dolaşıp şeker isteme geleneği almış.
Bir de bu duruma el atan balkabakları var ki onların durumunun daha içler acısı olduğunu söylemeliyim.Jack-o-Lantern, yani balkabağından yapılma halloween feneri, efsanesi ise Jack adında, insanları kandırmayı seven düzenbaz bir şakacının şeytanı kandırarak bir ağacın tepesine çıkarıp ağaca haç kazımak suretiyle şeytanı ağaca hapsetmesi ile ortaya çıkmış.Ne yapacağını bilemeyen şeytan mecburen Jack ile, ona dokunmayacağına dair bir antlaşma yapmış.Öldüğünde ne hikmetse cennete kabul edilmeyen Jack, şeytan tarafından cehenneme de kabul edilmemiş ve yalnızca içinde köz bulunan bir şalgamın ışığında cennet ile cehennem arasında bir bölgede kalmakla cezalandırılmış.
Yüksek bir ihtimalle Jack, Amerika'ya giden İrlandalı göçmenlere ilham verir ve göçmenler geleneklerini sürdürmek için balkabaklarının içlerini oyup, onlara Jack-o-Lantern şeklini verirler.
Tüm bu efsanelerin bir harmanı olan cadılar bayramı efsanesi bundan ibarettir
:)
Cadılar Bayramının kökeni aslen Samhain olarak bilinen kadim Kelt Festivalidir. Samhain Festivali hasat mevsiminin bitişini kutlamak için gerçekleştirilir. Geleneksel olarak,festival Paganlar tarafından kış için malzemelerin ve malların hazırlanması için kullanılırdı.
Eski Galler şimdi Cadılar Bayramı olarak bilinen 31 Ekim’in yaşayanlar ve ölüler dünyası arasında bir bağ yarattığına inanırlardı. Ölüler kötü niyetli ve tehlikeli kabul edilir, yaşanılan sorunlardan hastalıklardan ve kötü hasattan onlar sorumlu tutulurdu. Festivalde ateşler yakılır, genellikle kış için öldürülen hayvanların kemikleri bu ateşlerde yakılırdı. Şeytani ruhları taklit edebilmek için maskeler ve kostümler giyilirdi.
Her yıl 31 Ekim’de birbirinden ürkütücü ve korkunç kostüm ve dekorlarla kutlanan ‘Cadılar Bayramı’ Amerikalı çocuklar kadar yetişkinlerin de ilgi alanına giriyor.Halloween gelmeden önce neredeyse tüm marketlerde ilginç ve bir o kadar ürkütücü özel satış reyonları hazırlanıyor. Halloween gecesinde özel partiler düzenleniyor, evlerin bahçeleri günün anlam ve önemine uygun süsleniyor!

Bu gelenek Amerika’ya 1840′larda İrlandalı göçmenlerle birlikte geldi. M.Ö 5.yy’da İrlanda’nın Celtic bölgesinde yaz mevsiminin sonu olarak 31 Ekim kabul edilirdi. İnanışa göre, o sene içinde ölen insanların vücutsuz kalan ruhları 31 Ekim gecesi kendilerine yeni vücut aramak üzere geri gelirlerdi. Hiç kimse bedenini bu ruhlara kaptırmak istemediği için bütün köylüler o gece evlerini ruhları korkutup kaçırtacak şekilde düzenler, evlerini karanlık bırakıp dışarıya mumlar koyarak ve hayalet ya da ürkütücü yaratık kostümleri giyerek ruhları korkutup kaçırtmaya çalışırlardı. Daha sonraki çağlarda ruhların gezinmesi yönündeki inancın zayıflaması ile Halloween için kostüm giymek bir çeşit kutlama halini aldı.
Benzer başka bir efsaneye göre ise 31 Ekim gecesi yeryüzüne inen ruhlar insan kılığına girip yiyecek istemek amacıyla ev ev gezerlerdi. Ruhlar, yiyecek vermeyi kabul eden ev sahiplerine sene boyunca iyi davranır, red edenlere ise sene boyunca oyunlar oynarlardı. Zamanla bu inanış çocukların 31 Ekim gecesi kostümler giyip ev ev gezerek şeker istemesine dönüştü.
“Jack-o-Lantern” (balkabağından yapılan Halloween feneri) geleneği ise başka bir efsaneye dayanır. Bu efsaneye göre Jack adında, insanları kandırmayı seven düzenbazın biri Şeytan’ı da tuzağına düşürüp kandırdı. Şeytan’ı bir şekilde bir ağacın tepesine çıkaran Jack daha sonra ağacın üstüne bir haç kazıyarak Şeytan’ın aşağı inememesini sağladı. Daha sonra Şeytan’la pazarlık yapan Jack’in istediği kendisine bir daha yaklaşmaması idi ve inanışa göre Şeytan ağaçtan inebilmek için mecburen Jack’in istediğini kabul etti. Öldüğünde yaptıkları yüzünden Cennet’e kabul edilmeyen Jack, Şeytan tarafından da Cehennem’e kabul edilmedi. Sonuçta Şeytan’ın kendisine verdiği içinde köz bulunan bir şalgamın ışığında, Cennet’le Cehennem’in ortasında bir bölgede kaldı. Amerika’ya gelen İrlandalı göçmenler, bu efsanenin bir yansıması olarak geleneklerini sürdürmek için (belki de şalgamdan daha kolay bulunabildiğinden) bal kabağı kullanmaya başladılar…
Günümüzde kutlandığı şekliyle “Halloween” tüm bu efsanelerin bir karışımı olarak algılanabilir. Her sene böyle ‘tuhaf’ bir kutlamanın yapılmasının sebebi belki de yılda bir kere de olsa çocukların ev ev dolaşıp şeker toplama; yetişkinlerin de tuhaf kıyafetler giyerek birbirlerini korkutup eğlenme fırsatı bulma istekleridir.

Halloween terminolojisine gelince;
All Hallows’ Eve: 31 Ekim’de ölülerin ruhlarının yeni bedenler bulmak için Dünya’ya döndüğüne ve ertesi gün bütün bu ruhların dinlendiğine inanılırdı. Azizlerin hatırasına kutlanan ‘Azizler Günü’ (All Saints’ Day) dini açıdan kutsanmış bir gün olduğu için, bir gece öncesi ‘Bütün Kutsanmışların Gecesi’ anlamına gelen ”All Hallows’ Eve” adıyla anılır. Bu isim zamanla ”Halloween” olarak kısalmış. (İngilizce’de ‘eve’ kelimesi ‘evening’ kelimesinin kısaltılmışıdır.)
All Saints’ Day: Katolik Kilisesi tarafından azizlerin anısına kutlanan ‘Azizler Günü’dür.
B-Movie: Halloween gecesinde yapılan etkinliklerden biri de insanların evlerde toplanarak korku filmleri izlemeleridir. Film yapımcılığının altın çağında filmler A ve B olmak üzere iki gruba ayrılırdı. Yüksek bütçeli, yıldızların oynadığı filmlere “A-Movie”; dar bütçeli, ünlü olmayan oyuncuların oynadığı filmlere “B-Movie” denirdi. B- Movie klasmanına giren filmleri Bad Movies’in kısaltılmışı olarak ta düşünebilirsiniz. Halloween gecesinde izlenen korku filmleri de ucuza mal edilen B grubu sınıfına giren filmlerdendir.
Boo: İnsanları korkutmak için kullanılan ünlemlerden biridir. Halloween gecesi evlere şeker almaya gelen çocuklar bazen kapıyı açan ev sakinlerini böyle korkuturlar.
Dia de Muertos: Meksika’ya özgü ‘Ölüleri Anma Günü’dür (Day of the Dead). Adına rağmen Kasım ayının 1′i ve 2’si olmak üzere iki gün olarak düzenlenir. 1 Kasım’da ölen çocuklar, 2 Kasım’da ise ölmüş yetişkinler anılır. İki hafta öncesinden başlayarak bütün Meksika’da dükkanlar vitrinlerini iskelet şeklinde bazıları öğrenci veya memur gibi giydirilmiş bebeklerle süsler, pek çoğu da bu bebekleri satar.
Ghastly: Ürkünç veya rahatsız edici şekilde çirkin. Haloween’de giyilen kostümler genelde bu kelime ile tarif edilir.
Goblins: Küçük, Halloween efsanesinin parçası olan genellikle yeşil renkli ve çirkin yaratıklardır. Bu yaratıkların resimleri Halloween süslemelerinde kullanılır.
Jack-O’-Lanterns: Adını Şeytan’ı aldatarak tuzağa düşüren Jack’den alan, içi boşaltıldıktan sonra yüz figürü oyularak içine mum konulan bir çeşit Halloween feneri. Cadılar Bayramı’nda Şeytan’ı korkutmak için kullanılır:))
Trick-or-Treat: Cadılar Bayramı geleneklerinden biridir. Çocuklar kostümlerini giyip kapı kapı dolaşarak “trick-or-treat” derler. ‘Trick’ kelime olarak birisine oyun oynamaktır. ‘Treat’ ise şeker demektir. Bu sözlerle, çocuklar ev sahibine eğer şeker vermezse kendisine oyun oynayarak cezalandıracaklarını söylemek isterler.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Sofra Düzeni
Çoğu zaman samimi yemek davetlerinin dışında “özel” diye tanımlanacak bazı davetler vermeye mecbur kalırız. Evimizde vereceğimiz bu davetlerde zaman zaman gerek sofra düzeni gerekse servis esnasında bazı endişelerimiz oluşur.
Bu “özel davet”in en mükemmel olması amacımızdır. Uzun süre verdiğimiz davet hakkında övgü ile konuşulması hangimizi mutlu etmez ki?…
Davetin hazırlanması, amaca göre davet edilen kişilerin saptanması ile başlar… Resmiyet derecesine göre davet edilecek kişiler en az üç hafta öncesinden davetiye veya telefon ile aranarak davet edilmelidir. Çok resmi davetlerde baskılı davetiye daha uygun olacaktır. Ancak; “kişi adı” el yazısı ile yazılmalıdır. Bu davet edilen kişiye verilen değerin bir göstergesidir. Son yıllarda bazı büyük hediye merkezlerinde bu tarz özel kartlar satılmaktadır. Sadece boşlukları doldurmanız yeterli olacaktır. Davet eden kişinin bu nezaketli davranışına karşı cevap verilmesi gerekmektedir.
Davete katılıp katılamayacağınızı bildirmek bir görgü kuralıdır. Eğer davetiye yollandıysa (L.C.V-lütfen cevap verin’in kısaltılması) davet eden kişiye davete katılıp katılamayacağınızı telefon açarak bildirmelisiniz.
Ziyafet Masası
Ziyafet masası hazırlamak zevk işidir. Herkes imkanlarına ve gönlüne göre hazırlar. Ancak; aşağıdaki noktalara da dikkat etmek gerekir. Öncelikle masa örtüsü titizlikle seçilmelidir. Masaya pastel rengi keten, beyaz keten, nakışlı keten veya dantel örtü konmalıdır. Çok renkli alacalı örtü seçimleri ağır davetler için uygun değildir. Masaya konan örtü 30.cm.den fazla sarkmamalıdır. Oturan kişilerin ayaklarına dolanacak şekilde abartılı bir uzunlukta olmamasına dikkat etmek gerekir.
Damak zevkimizi zenginleştirecek bu yeni tatlar, bizim beslenme alışkanlıklarımızla da örtüşüyor. Herse, Pinjur ve Ajvar’ı ister kahvaltıda ekmeğinize sürün, ister meze olarak yiyin, ister makarnanıza sos olarak kullanın, isterseniz de etinizin yanına garnitür olarak alın. Ya da televizyonunuzun karşısında heyecanlı bir film seyrederken elinizdeki cipse eşlik etsin. Seçim size kalmış.
Masa’da “uyum” Çok önemlidir. Yemek takımları, bardaklar, örtü ve diğer gereçler “uyum” içinde olmalıdır. Uyum sofanın ortasına yerleştirilecek bir tanzimle daha da çarpıcı bir hale getirilir. Burada, seçilecek çiçekler bile mümkünse yemek takımlarınızla ve masa örtüsüyle uyum içinde olmalıdır. Bir renk armonisi yaratmak özenle hazırladığınız bu daveti daha da hatırda kalıcı yapacaktır.
Vereceğiniz mönüye uygun olarak tabakları yerleştirmelisiniz. Şayet; mönü’de çorba yer alıyorsa, o takdirde düz yemek tabaklarının üzerinde çorba tabakları yer almalıdır. Eğer çorba mönüde yer almıyorsa o takdirde ordövr servisi için düz ve büyük tabaklar yerleştirilmelidir. Tabakların yerleştirilmesi mönü’deki düzenlemeyle paraleldir.
Sofranızı hazırlarken “peçeteler” özenle katlanmalı ve yerleştirilmelidir. Değişik şekillerde katlanan peçeteler, isteğinize göre yine yemek takımlarınıza uygun halka biçimde bir peçetelik arasına konarak ta sofralarda yerini alabilir.
İste bazı peçete katlamaları;
Kare; Peçete her yönde bir kere katlanır. Sonra “kare” sekline getirilir.
üçgen; peçete önce “kare” sekline getirilir. Sonra, aksi köşeler birleştirilerek “üçgen” sekli verilir.
Koni; peçete önce “kare”, sonra da “üçgen” seklinde katlanır. Dışarıda kalan uç “dik” duracak şekilde olmalıdır.
Çatal-kaşık-bıçak
Kullanış amaçlarına göre, dıştan başlayıp içe doğru gelecek şekilde yerleştirilir. Tabağın sağına kasık ve Bıçak, soluna ise çatal konur. Bıçağın ağzı tabağa dönük olmalıdır.
Tabaklar
Servis tabağı, yemek tabağı, salata tabağı ve ekmek tabağı kullanılmalıdır. Ancak yukarda da bahsedildiği gibi yemek mönüsünde yer alan yiyeceklere göre uygun tabaklar ilave edilebilir.
Masaya Konan Takımların Yerleri
Yemek Çatalı: Tabağın solunda.
Yemek bıçağı; Tabağın sağında.
Yemek kasığı: Tabağın sağında, bıçağın dışında.
Balık Çatalı: Tabağın solunda, çatalın dışında.
Balık bıçağı: Tabağın sağında, yemek bıçağı dışında.
Meze Çatalı: Tabağın solunda, diğer Çatalların dışında.
Meze kasığı: Tabağın ön kısmında.
Çerez ve pasta çatalı: Tabağın ön kısmında, sapı sola doğru.
Çerez ve pasta bıçağı: Tabağın ön kısmında, keskin tarafı tabağa, sapı sağa doğru. Çatalın yanında.
Su bardağı: Tabağın sol ön kısmında
Şarap bardağı: Su bardağının sağında.
Rakı bardağı: Su bardağının yanında.
Tuz, biberlik: İki servis tabağı arasında
Yağ, sirke: Sofranın ortasına yakin.
Hardal ve diğer soslar: Yağ ile sirkeye yakin.
Yağ tabağı: Servis tabağının sol ilerisinde.
Salata tabağı: Servis tabağının sol ilerisinde.
Meyve tabağı: Ortada.
Ekmek tabağı: Ortada.
Çiçek tanzimleri: Masanın ortasında.
Peçete: Servis tabağının solunda.
Yemeklerde Unutulmaması Gerekenler
Yemek süresince dikkat edilmesi gereken bazı davranışlar vardır; bunlardan bazıları…
Tabakta yemek bırakmak pek hoş bir davranış değildir. Ekmeğin ufalanarak yenmesi, yemeğin koklanarak adeta “test” edilmesi, masada saç taramak, makyaj tazelemek, elleri masanın altında tutmak, masada şampanya patlatmak, kürdansız ve aleni bir şekilde diş karıştırmak, sesli bir biçimde burun temizlemek, ev sahibinden önce yemeğe başlamak ve masada kül tablası konmamışsa ısrarla sigara içmeye çalışmak, puro vb. herkesçe hoşlanılmayacak tütünleri müsaadesiz içmek ve yemek devam ederken izinsizce sofrayı terk etmek, abartılı gülmek veya uzun sıkıcı konuşmalar yaparak diğer konukları rahatsız etmek yapılmaması gereken davranışlardandır.
Servis Kuralları
Servisi evin hanimi yapıyorsa, sağında oturan bayandan başlanır.
Servisi garson yapıyorsa, servise ev sahibinin sağında oturan bayandan baslar, soldan devam eder, en son ev sahibine servis yapar.
Garsonun elinden hiç bir şey alınmaz. Garsondan bir şey istenecekse alçak sesle istenir.
Tatlı servisinden önce masa temizlenir.
İçki istenmediği zaman açıkça söylenmelidir. Kadeh el ile veya ters kapatılmaz.
Servisler yapılırken ısrarcı olunmamalıdır. Ancak; yemeğin niteliğine göre serviste 2. kez istenip istenmediği kişilere sorulabilir.
Yemekte Görgü Kuralları:
Bıçak kullanmak gerekince, Çatal sol elle tutulur. Bu durumda bıçak sağ elle tutulur ve işaret parmağı bıçağın keskin olmayan tarafına bastırılarak “kesme” işlemi yapılır.
Bıçak kullanıldıktan sonra masaya bırakılmaz. Tabağın üst yarısına, kendinize doğru yanlamasına ve keskin tarafı içe gelecek şekilde konur.
Çatal da kullanıldıktan sonra masaya bırakılmaz. Bıçağa paralel şekilde soluna ve sapı sağda, ağzı yukarı doğru konur.
Çorba kasığı, Çorba tabağının sağına konur.
Kaşık da bıçak gibi kullanılır. Salata ve Çerez çatalı, yemek çatalından daha kısadır. Yemekle birlikte salata da verilecekse, salata çatalı yemek tabağının soluna, yemek çatalının iç tarafına konur.
Balık Çatalı ise daha kısa ve düzdür. Kasığın sağına konur.
Tatlı kaşığı, tatlı tabağının içine konur.
Servis Çatal ve kasıkları, servis yapılacak yemeklerin tabaklarına konur. Kişi rahatça alabilmelidir.
Ancak; konukların önüne 3′den fazla Çatal, kaşık ve bıçak koymamaya dikkat edilmelidir. Gerekirse yemek esnasında bu servisler kaldırılır ve gerekli olanlar düzenlenir.
Peçeteler resmi olmayan yemeklerde çatalların soluna, resmi yemeklerde ise servis tabağının içine konur. Ancak; bahsettiğimiz gibi eğer dekoratif bir peçetelik söz konusuysa tabağın sol tarafına veya önüne gelecek şekilde yerleştirilebilir.
Peçete, sağ üst kösesinden tutularak açılır. Dizlerin üzerine yerleştirilir. İşi bittikten sonra yemek tabağının sağına katlanarak konur. Buruşturarak koymamaya özen gösterilmelidir. Kağıt peçete kullanılmışsa “top” yapılıp tabağa konmaz. özel davetlerde her ne kadar kullanılmıyorsa da kumaş peçeteleri aratmayacak güzellikte kağıt peçeteler eğer sofraya uyum sağlıyorsa kullanılabilir.
Davet bitiminde ev sahibine teşekkür etmek unutulmamalıdır. Hatta bir gün sonrasında tekrar telefon edilmeli ve bu nazik davet ve güzel yemek için bir kez daha iltifat edilmelidir.
küçük kız
Adamın biri, bi cumartesi gecesi evine dönüyomuş. Birden 15-16 yaşlarında sevimli bi kızın yolun kenarında otostop yaptığını görmüş. Adamın da aynı yaşlarda iki kızı varmış. Hemen arabayı kızın yanına yanaştırmış, "Gece yarısı böyle ıssız bir yerde n'apıyosunuz Allah aşkına? Bu saatte otostop mu yapılır?" demiş.Kız, "Uzun hikaye. Rica etsem beni evime götürür müsünüz? Buraya çok yakın. Bu iyiliğinizi ömür boyu unutmam" diyerek arka koltuğa oturmuş. Kızın üzerinde cicili bicili, hoş bi elbise varmış. Evinin adresini vermiş.Gerçekten de yakınmış ev. Adam eve vardığında önünde durmuş, "İşte geldik küçük hanım" diyerek arka koltuğa dönmüş ama arkada hiç kimse yokmuş. Gözlerine inanamamış tabi. Hemen arabasından inip evin kapısını çalmış.Beyaz saçlı, çok yorgun görünen yaşlı bi kadın açmışkapıyı. Adam heyecanla, "Bana inanmayacaksınız ama yoldan küçük bi kız aldım. Bana buranın adresini verdi ama tam geldiğimizde..." Yaşlı kadın adamı susturmuş, "Biliyorum, biliyorum" demiş, "Sonra da ortadan kayboldu di'mi? Bu başımıza ilk defa gelmiyo. Her cumartesi akşamıaynı şey olur..."Meğer kız bi cumartesi gecesi diskodan dönerken trafik kazası geçirmiş ve oracıkta ölmüş. Şimdi her cumartesi gecesi kazada öldüğü yerden otostop yapıp evine gelmek istiyomuş ama bunu bugüne kadar başaramamış. Kadın bunları anlatırken adamın gözü piyanonun üzerindekikızın fotoğrafına ilişmiş. Evet, kız aynı kızmış ve üzerinde de aynı elbise varmış.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
karşıyakanın nostaljik fotoları...
« Önceki ::
| SANATSAL BLOG YAZARI Her hakkı saklıdır. sanatsal1.blogcu.com/ 'da yer alan tarif, resim, yazı vs. izin alınmadan hiçbir mecrada yayınlanamaz.Yayınlanması halinde uyarı ile karşılaşılır.SANATSAL BLOG YAZARI Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.
Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır.
Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır.
Doktorunuza danışmadan her hangi bir saglık uygulaması yapmayınız.
Sitedeki fotoğraflar ve yazılar, internetten ve çeşitli yayınlardan derlenmiştir, sadece gösteri amaçlı olarak sergilenmektedirler, telif hakları, SAHİPLERİNE AİTTİR...
******************
*
*
*








